Kürtçe Forum

 

İkilemde misiniz?

İkilemde misiniz? konusunda İlginç Konular bolumu icinde, İlginç Bölüm categorisinin bir kismi; İkilemde misiniz? // Dünyaya özgü yapımız gereği, kısıtlı boyutlarla düşünmeye alışmışız. Bize göre; bir varlığın ...


Geri git   Kürtçe Forum > SOSYAL KONULAR & EĞLENCE > İlginç Bölüm > İlginç Konular

Kayıt ol Yardım Forumları Okundu Kabul Et



Alt 03-09-09, 11:58   #1
Silver Üye
Üyelik tarihi:Feb 2009
Mesaj Sayısı:751
Üye No:1217
Cinsiyet:Bayan
Tecrübe Puanı:5
Rep Puani:41
Rep Derecesi
CILGA is on a distinguished road

Standart İkilemde misiniz?







İkilemde misiniz? //
Dünyaya özgü yapımız gereği, kısıtlı boyutlarla düşünmeye alışmışız. Bize göre; bir varlığın kavranabilmesi için illâ; alt-üst, sağ-sol, yukarı-aşağı, ön taraf-arka plan vb. boyutlar olmalı.
Bunların dışında, ötesinde dördüncü, beşinci hatta altıncı boyutları düşünemediğimiz gibi düşünmeye çabalayanlara da anormal insanlar gözüyle bakmaya pek de yatkınız. Tasavvuf ehlinin “Perdeli Olmak” dediği budur. Perdeli bakışta TEKİL’e, TEK’e ulaşmak neredeyse imkân dışıdır.
Sözlüklerin “İki doğru arasında karar verememek” olarak açıkladığı “ikilem” kelimesini yine köklü kültürü ile Anadolu halkının veciz deyişi ne kadar hoş betimler: “İki cami arasında beynamaz kalmak!”
İkilemli zihinsel ve bilimsel programlarla eğitildik. Bazen böyle, bazen şöyle düşündük; ama ikilemler arasında gidip gelme buhranı yerine TEK’i kavramak gibi kutlu bir eyleme nedense girişemedik. Daha çocuklukta başladı ikilemlerimiz: İlkokula gittik. Hayat Bilgisi’nde canlılığın başlangıcı olarak tek hücrelileri delil alırken, Din Dersinde ve cami vaazlarında Adem’i öğrendik. Sınıfı boydan boya süsleyen Tarih Şeridi miladi 2000, milat öncesi de sadece 4000 yıllık bir zaman dilimini hayat diye sunarken, evde ninemiz Nuh’un, Eyyub’un kıssalarını anlattı bize. Yok olan toplumlar, binlere sığmayan kayıp medeniyetlerden bahsediyordu Peygamberler Tarihi. Sayıları 324.000’i bulan Resul ve Nebi’yi tarih şeridinin neresine koyacağımıza bir türlü karar veremedik!. Şeridin başında Adem yerine elinde kocaman odun parçaları, avret yerlerini ayı postlarıyla örten acayip bir mahluk ilk insan olarak tanıtıldı bize. Oysa Adem, cennet medeniyetinden geliyordu. Kalemle yazmayı, okumayı, isimleri biliyordu Adem. Melekler secdeye kapanıyordu O’nun önünde. Biyoloji, maymunu takdim etti atamız diye. Kısacası; Din-Bilim ikilemimiz tüm öğrenim hayatımıza damga vuran açmaz bir sürece dönüştü.
Kendi varlığımızı da ikilemli düşündük. Bir ruhumuz, bir de bedenimiz vardı. Hastalandık;tıp doktorlarının yetişemediği yerde -güya ruhumuzun tedavisi için- hiç ilmi olmayan hurafe tüccarlarına gönüllü müşteriler olduk.
Hayatı hep çifte algıladık. Bir Dünya, bir de onun ötesi Ahiret vardı. Hayatı ikiye bölmemizin neticesi olarak kimimiz dünyaya boş verip kendini dine adarken, kimimiz inkar anaforlarında çırpınmak pahasına dünyaya tapmayı yeğledi.
“Allah, zaman ve mekândan münezzeh” diye belledik. Ama bunalınca başımızı göğe çevirdik. Gök mekân değildi sanki!.. Resulullah(a.s) “Mi’rac’ta O’nun katına gitti ve görüştü.” diyebildik. “Allah’ın mekânı yoksa Resul nereye gitmişti?” sorusuna cevap aramak nedense ürküttü bizi!. Beynimizi yorarsak -Allah muhafaza- kâfir bile olabilirdik, iyisi mi ikilemli, sorulara açık olmadan kapalı devre kalsın imanımız, dedik. Mi’rac sadece Resul’e özgü ise; Resul bize neden “Namaz müminin Miracıdır” dedi?!.. Hele bunu hiç düşünemezdik. Allah’ı ötede farz etmek kolayımıza geldi. “Alemlere sığmam, ama mümin kulumun kalbi bana geniş gelir”, ”Size şah damarınızdan daha yakınım” beyanlarını nedense göz ardı ettik. Bol bol namazlar kıldık; ama “Kılın” demiyor “İkâme edin” diyordu Kur’an. Bunu da tahlil etmeyi göze alamadık. İkame’yi araştıramazdık. Nasıl olsa herkesin Arapça bilgisi olamazdı. Bize kılmak yetti de arttı bile!..
İnsanlara da ikilem gözlükleriyle baktık. Bilgin-Cahil,Zengin-Fakir, Yaşlı-Genç, Şehirli-Köylü, Seçkin-Sıradan vb. kategorilere ayırdık onları. Kendimizi gruplardan birine dahil ettik. Kendi kendimize taraftarlar ya da düşmanlar edindiğimizin çoğu kez farkına varmadık. Kişilerden çok unvanları, ahlaktan çok isimlerin başına alınan titrler, sonuna eklenen sıfatlar önem arz etti bizim için. Kendimizden yukarıda olanlara haset yaylarını kinle gererek nefret okları fırlattık. Aşağıdakilerle değil sohbet etmek, aynı mekânlarda bulunmaya dahi karşı çıktık. Kibir-Gurur bombardımanına tuttuk aşağıdakileri!.
Evlendik...Eşimiz bir başka ailenin kızı ya da oğlu idi. İki ayrı varlık bir araya gelmişti. Böyle düşünerek kurduk evlilikleri.”Başka bir yerden farklı bir insan” diye bakınca; ikilemli ortaklıklara dönüştü nikahlarımız. Kırdık-Kırıldık-Döktük-Döküldük-Yaraladık-Yaralandık-Üzdük-Üzüldük-İttik-İtildik.. Bir ömür şirketine dönüşen evliliklerimizin günün birinde iflas etmesi de kaçınılmazdı. Öyle ya, kurduğunuz şey bir şirketse tarafların kâr oranı azaldıkça iflasın eşiğine gelinmesinden daha normal ne olabilirdi ki? “Allah’ın sevmediği bir helal” olduğunu bile bile, masum yavruların iç parçalayan bakışlarına sırt dönerek boşandık. Zaten iki ayrı insandık, şimdi tümden yaşadık ikilemi!.. Nefislerimiz bayram yaparken, kalbimizin kan ağladığını kimselere belli etmedik!..Ardımıza bakmadan terk ettik soğuk mahkeme koridorlarını..
Araya mesafeler koymak, setler ardından bakışmak kolay geldi. Hesap-Ceza-Ödül nasıl olsa ahiretteydi. O halde dünyamızı yaşayabilir, doyasıya günah işleyebilir, günümüzü gün edebilirdik. İyiliğin ödülü Cennet, kötülüğün cezası Cehennem nasıl olsa kıyametten sonra idi. İyiler; zulme sineye çekmeyi, kötüler; ezmeyi tercih ettiler. Cennet -Cehennem, Hesap-Ceza konularında da ikilemimiz devam etti. Defterlerin an be an kayda aldığını, ceza ve ödülün bugünden işlediğini düşünemedik.
Kendimizi hesaba katmamayı ustalıkla başardık. Yanlışlarımızı şeytana yükleyiverdik. “Ah şu kör şeytan vesvese vermese, kötülük için çabalamasa bizler ne iyi kullar olurduk!.” Sahi bu şeytan niye yaratılmıştı?
Allah bizden iyilik istiyorsa kötülüğe çağıran şeytanı neden peşimize takmıştı ki?!..
İkilemlerimiz sayfalara sığmayacak sürecek kadar uzun.
***
Dostlar;
Gelin bir devrim yapalım. Düşünce planında başlayan devrimimiz; eylem ve yaşam alanında da sürsün.
Din-Bilim ikilemi ile düşünenler tereddüt çukurlarında deprene dursun, biz bilimle dini aynı kaynağın paralel ışıkları olarak görelim. Modern bilimin verilerini Kur’an’a, Kur’an’ın asırlar öncesinden gelen öngörülerini modern bilime tatbik edelim. O zaman tadına doyamayacaksınız okumanın ve yaşamın.
İnancınız, dininiz ve almış olduğunuz ilimle gurur duyacaksınız.
Kendinizi ruh-beden diye ikiye ayırmayı da atın kafanızdan. Siz bir bütünsünüz.
Parçalanamayan, bölünemeyen bir bütünün özüsünüz siz!...
Evliliklerimizi tekil görmeye çabalayalım. Eşimiz bir başka aileden değil, bizden biri. “Biz” demeyi öğrenmeye ihtiyacımız var. Filozof şu tespitiyle evlilik anlayışımıza şimşek gibi sinyal verir :
“Hayvanlar çiftleşir, insanlar birleşir.” Bir olmayı öğrendiğimiz gün yuvalarımızdan tüten duman, sisli ufuklarda kalp şekilleri çizerek yükselecek.
Cennet ve Cehennemin ötelerde değil,şimdi bile yaşandığını düşünelim. Kendimizden üstün olanlara Haset -Nefret duyarken ruhumuzun Cehennem yaşadığını, Yardımlaşma-Dostluk kavramlarını hayata geçirdiğimizde bir Sevgi Cenneti yasayacağımızı unutmayalım.
Şeytan ve Melek de içimizde. Sevgi - Sadakat - İçtenlik - Dostluk - Dayanışma içimizdeki melekî boyutun ortaya çıkışı olduğu gibi; Nefret - Kin - Haset - Düşmanlık - Hırs içimizdeki şeytanın alevli meşaleleri. Ama unutmayalım; Nur da, Ateş de içimizde...
İslam, Tevhid (BİRLEME) Dini; Müslüman, Muvahhid (BİRLEYEN-BİR GÖREN) kişidir. Yani İslam; kâinatta egemen olan TEKİL BİR SİSTEM, Müslüman; TEKİLLİĞE TESLİM OLMUŞ kişidir. Teslim olabildiğiniz ölçüde şimdiden Cenneti yaşayacak, ayrı ve uzak gördüğünüz nispette Cehenneme düşeceksiniz.
Uzaklara bakmaya, buğulu görmeye alıştığımız ikilem gözlükleri bize çifte standart sıkıntıları çektiriyor.
Gözlükleri fırlatıp atmaya, ötelere değil kendimize bakmaya var mısınız?..

(Mehmet Doğramacı)
CILGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-09-09, 12:08   #2
Silver Üye
Üyelik tarihi:Feb 2009
Mesaj Sayısı:751
Üye No:1217
Cinsiyet:Bayan
Tecrübe Puanı:5
Rep Puani:41
Rep Derecesi
CILGA is on a distinguished road

Standart







Uzaklara bakmaya, buğulu görmeye alıştığımız ikilem gözlükleri bize çifte standart sıkıntıları çektiriyor.
Gözlükleri fırlatıp atmaya, ötelere değil kendimize bakmaya var mısınız?..
CILGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aşk bağimlisi misiniz? CILGA Aşk ve Sevgi 1 30-08-09 00:40
ßu wc'de rahat olabilir misiniz? chosen İlginç Resimler 6 28-07-08 14:31
bunların cevabını verir misiniz?? ruudi Sevtari Muhabbet Odası 4 28-06-08 22:33
Burnunuzu Isırabilir misiniz ? @L€V!_CoCuG Komik Resimler 0 26-06-08 23:30
Stresli Misiniz ? çok şaşıracaksınız Gundi56 İlginç Resimler 1 25-06-08 20:04




Telif Hakları vBulletin 3.8.0 © 2000 - 2009, ve Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2008 - 2009, SevtariForum® - Her hakkı Saklıdır.
Untitled Document Bize Ulasin
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199